AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Eyl. 23, 2014 10:00 am
Salı Şub. 07, 2012 8:34 am
Salı Eyl. 27, 2011 11:37 pm
Salı Eyl. 27, 2011 9:46 pm
C.tesi Tem. 16, 2011 3:49 pm
Ptsi Haz. 20, 2011 9:20 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:42 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:39 am
»XIX
C.tesi Mayıs 14, 2011 9:44 am
Cuma Mayıs 13, 2011 12:36 pm

Konu Başlığı
Ölmsüz kont Saint Germain
Konun Puanı
Nerdeyim?The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti
Gözle
Paylaş | 
 

 Ölmsüz kont Saint Germain

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
murat.qumus

avatar


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 199
Yaş Yaş : 28
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 24/01/11
Nerden Nerden : İstanbul

MesajKonu: Ölmsüz kont Saint Germain   C.tesi Mart 12, 2011 3:39 am

Ölmsüz kont Saint Germain

Gizemlerin adamı;Bilinmeyen bir gizem örgütünün dünya temsilcisi;

Öyle
bir adam düşünün ki, yüzyıllardır yaşıyor olsun, 300 yıl boyunca Avrupa
Sarayları´nda tanınsın ve el üstünde tutulsun. Büyücü, simyacı, kaşif,
milyarder, tıp adamı ve inanılmaz bir müzisyen; hatta Çaykovski onun
bestelerini çalmıştı. İşte Kont St. Germain buydu ama böyle biri
gerçekten yaşadı mı? Kaynaklar bunu kesinlikle gösteriyor. Kimdi bu
garip adam? Gizemlerin adamı; Francis Bacon, Valentine Andres, The
Polish Rider (Polonyalı Süvari), Prince Rakoczy, Sinyor Gualdi, Kont
Saint Germain gibi isimlerin yanısıra, İngiltere Krallığı’nın gerçek
varisi Francis Tudor olduğunu ve gerçek soyunu saklamak için kullandı.
Bacon-Shakeaspeare ve Kont St. Germain üçlüsü tek kişi miydi?

Kont
St. Germain´ın tüm geleneksel biyografi yazarlarını şaşırtan bir yaşamı
vardır; yazılan en sempatik kitap “The Com*te de St. Germain-Kralların
Sırrı”dır. Yazarı ise dinbilimci I.Cooper Oakley’dir. Kitapta, Kont St.
Germain bir kadının gözüle anlatılır. Kont´un gizemi tarihçi Bentick Van
Rhoon’un şaşırtıcı notlarından yararlanılarak anlatılmış. 18 Nisan 1760
tarihli notlarda şöyle yazıyor: “Onun kim olduğunu kimse bilmiyordu.
İngiltere gibi bir ülkede bu tuhaflık beni şaşırtmazdı çünkü bu gizemi
çözecek bir istihbarat örgütü yoktu, fakat beni asıl şaşırtan Fransa
gibi bir ülkede bile sırrın çözülememesiydi.” Andrew Lang’ın, “ Tarihsel
Gizemler” adlı kitabına bir göz atalım; “Resmi dökümanarda onun izine
rastlamadım ama bir yerlerde böyle belgeler olduğu söyleniyor. Kont, 18.
Yüzyıl´da*ki bir çok biyografi yazarının ele geçirmek istediği bir
kişilikti. Ama güvenilir devlet dökümanlarında onunla ilgili bir ize
rastlamak için şansınıza güveniyorsanız, bunun büyük bir hata olduğunu
anlarsınız” Fransa İmparatoru III.Napoleon da Kont Saint Germain’in
sırlarını merak etmişti. Kütüphanecilerine,18. Yüzyıl sonlarıyla ilgili
arşiv ve dökümanları araştırıp toplamasını emretti. Sonunda, koca bir
dosyayı dolduraçak kadar belge toplanmıştı. Fakat Fransa-Prusya
savaşında ve halk ayaklanmasında toplanan belgelerin bulunduğu bina
yandı. Yazar Magre, “Magi’nin Dönüşü” adlı kitabında; “Bu yine kaza
olarak nitelenen bir ilahi adalet örneği çünkü dünyada bazı şeyler gizli
kalmalı” diyordu



[Only Registered Users Can See Links]



Elli yıl sonra, yine 45 yaşındaydı...



Gustav
Berthold Volz’un 19 ve 20. Yüzyıllar´ı inceleyen yol gösterici
araştırmasından sonra, Kont Saint Germain, “7 yıl savaşlarının
Tarihçesi” adlı kitapta 18. Yüzyıl’ın en gizemli adamı olarak
nitelendiriliyor. Grillot de Givry’nin “Cadılık, Büyü ve Simya” adlı
kitabında söylediği gibi Mrs Cooper Oakley, Kont Saint Germain’in hala
hayatta olduğunu iddia ediyor ve bu iddiasını kanıtlayacak belgeleri
arıyor. Fransız Ulusal Kayıt Ofisi, Yabancı Olayları Araştırma Fransız
Ofisi, Berlin’deki Alman Saray Arşivi, Viyana Saray ve Devlet Arşivi ve
Kopenhag Devlet Arşivi, Cooper Oakley’in iz sürdüğü mekanlar. Genel
bilgilere göre, Kont Saint Germain, doğumu ve kökeni yüzünden kendini
saklamak zorunda kalmıştı. Transilvanya prensi Rakoczy’nin en büyük oğlu
olduğu iddiaları vardır. Paris’te “Saint Germain”, Londra’da “Kara Haç
Markisi”, Ubergen’de “Kont Surmount”, İtalya’da “Kont Bellamore”,
Venedik’te “Montferrat Markisi”, Pizza’da “Schoening Şovalyesi”,
Cenova’da “General Soltikov” ve Murenberg’de Rus Hükümeti tarafından
verilen onur payesini taşıyan “Başarılı General” onun bilinen bazı
kişilikleriydi. Rus Savaşı’nda askerlere verdiği bir içecek yüzünden
içeceğe “Saint Germain Çayı” adı verildi, çayın adı, ileride “Rus Çayı”
olacaktı. Bu bitkisel karışım her derde deva bir içecekti. Kont Saint
Germain, bazen de Rakoczy adının harfleriyle oynayarak "Tzaragy" adını
kullanıyordu. Bu da kullandığı birçok isimden biriydi. Saint Germain
Kontu, ilk kez 1710’da Venedik’te görüldü. Daha sonra Fransız Sefiresi
Madam de Gergy onu 45 yaşlarında bir adam olarak tanıdı ve 50 yıl sonra
Paris’te karşılaştıklarında sanki hiç yaşlanmamış gibiydi. Sanki Saint
Germain Kontu’nun oğluydu. Madam de Gergy’e göre gençliğinin sebebi
kullandığı bitkisel bir gençlik iksiriydi. İlk karşılaşmalarında bu
iksirden ona da vermişti. Aşağıda göreceğiniz gibi Madam de Gergy de
gençliğini korumuş oldu. Kont Saint Germain ilk kez görüldüğü
Venedik’ten döndüğünde onu kimse bilmiyordu. Ama Jenning’in
“Rosicrucians-Gül Haç, Ayinleri ve Gizemleri” adlı kitabında onunla
ilgili atıflar vardır. Burada Kont Saint Germain’e çok benzer bir
kişinin tarifi vardı. Verilen tarih ilk görüldüğü yıldan 23 yıl
öncesiydi yani, yıl 1687´idi. Bu kişi Sinyor Gualdi adını kullanıyordu,
yıllar sonra işi ve uyruğu araştırıldığında şehri çoktan terk etmişti,
tıpkı Saint Germain Kontu gibi. Gualdi, bir sanat uzmanıydı ve seçkin
parçalardan oluşan bir koleksiyonu vardı. Manly Hall ve yandaşları bu
tuhaf “Sinyor”un Kont Saint Germain olmasından kuşkulanıyorlardı. Başka
bir yerde “Polish Rider” adıyla tanınan kişi için de aynı izi
sürebiliriz. Bu kaynakta iddia edildiğine göre, 1624’te ünlü bilge
Francis Bacon olarak resmen öldükten 46 yıl sonra 1670’te, Abbe
Monfaucon de Villars’a Gül-Haçlar´ı (Masonların ve okültistlerin ünlü
gizem örgütü) anlatan bazı notlar vermişti. Bu notlar “Comte de Gabalis”
başlığıyla basıldı. Ancak bir dahi onun özgün yazı stilini taklit
edebilirdi. Ama bu çok zor bir ihtimal olduğuna göre bu kişi Kont Saint
Germain olmalıydı.

Her taşın altında o vardı;

İngiltere´deki
özel müzesinde kendi el yazısıyla yazılmış bir mektup vardır. Mektup
onun 22 kasım 1735’te Hauge Morin’de Baron von Gleichen’in
sekreterliğini yapmış olduğunu ve Hollanda’da 1739’da karşılaştıklarını
ispatlıyor. 9 Aralık 1745’te Horace Walpole isimli bir kişi Kont Saint
Germain’le konuşurken onun iki yıldır Londra’da olduğunu söylediğini
anlatıyor. Bu tarih Charles Edward ayaklanmasına rastlıyor ve St.
Germain Kontu olduğuna inanılan genç bir isyancı, bir süre şüphe altında
kaldı ve tutuklandı. Ama daha sonra masum olduğu anlaşıldı. Bu olayla
ilgili olarak Walpole, bir mektupta şöyle yazıyor: “Geçen gün tuhaf bir
adamı tutukladılar. Kont St. Germain adında birisiydi. İki yıldır
buralarda, hiçbir zaman adını ya da nereli olduğunu söylemiyor. Ama
bilinen bir şey varsa, gerçek isminin Kont St. Germain olmadığı. Çok iyi
şarkı söylüyor, inanılmaz bir şekilde keman çalıyor, besteler yapıyor
ve onun çılgın biri olduğu düşünülüyor. Aslında çok duyarlı ve hassas.
İngiltere Prensi bile onu merak ediyor ama çok kibirli biri.”
İngiltere’de St. Germain, ünlü yazar Bulwer Lytton ile arkadaştı.
Yazarın bir Rosicrucian olduğu düşünülüyordu. Ünlü kitabı “Zazani” nin
baş karakteri Kont St. Germain’di. Kitapta bu gizemli adam bir
Rosicrucian ve simyacı olarak nitelendiriliyordu. Ayrıca gizli bir yaşam
sürdüğü de belirtilmişti. Kont St. Germain’nin kendi beyanlarından 1745
yılında iki kez Hindistan’da bulunduğunu anlıyoruz ve 1773’te yazılmış
diğer mektuplardan anlaşılıyor ki; 1755’te tekrar Hindistan’da bulunmuş.
Aynı mektupta bir de oğlu olduğundan bahsediyor. Çocuğun Bacon’un oğlu
olduğu ve Amerika’nın kolonileşmesinde (Virginia Eyaleti´nin ilk
yıllarında) büyük rol oynadığı tahmin ediliyor. Bu konuda daha birçok
söylenti var. Hatta Kont St. Germain’in bu olaylardan sonra
Himalaya’lara çekildiği iddiası da var. Dinlenmek için düzenli olarak
geldiği Himalaya’larda yoga ile ilgilendiği ve yoga yaparken görüldüğü
söyleniyor. 18 Yüzyıl boyunca nereden geldiği, kim olduğu ve soyu tüm
Avrupa’da merak edildi. Gizemlerin adamı hakkında E. M. Butter’in
yazdığı “Magi Efsanesi” adlı kitapta şöyle yazıyor; “Böyle dikkat çekici
bir şahsiyetin tanınmaktan kaçması bir meydan okumadır. Çağdaş
bilgilerle bile ulaşılamayan bir kimlik aslında hükümsüz demektir. St.
Germain, Rakoczy olduğunu söylediğinde de bu doğa kuralından
yararlanmıştır. Gün doğmadan önce gizemini derinleştirdi. Çocukluğunu
alevli renklerle tasvir diyor. Kendini inanılmaz bir manzara içinde
betimliyor. Çok güzel bir havada şahane bahçelerde dolaştığını, Fas’ta
Granada krallığının tek gerçek varisiymiş gibi anlatıyor. Kont St.
Germain, öğretmenine çıktığı bir gezide başındaki taçla bir daha hiç
göremeyeceği annesini son kez gördüğünü ve elinde bir bilezik olduğunu
anlatmıştı. Kanıtlamak için de annesinin giysisinden bir parça
getirmişti. (YAZARIN NOTU: Kraliyet soyundan geldiğini kanıtlamak için
Kraliçe I. Elizabeth’in oğlu olduğunu söylüyor, “bir daha hiç
göremeyeceği anne” bunu simgeliyor. Daha sonra Lady Bacon onu kendi oğlu
gibi yetiştirmiş. Kısaca kendini krallığın son varisi olarak tanımlamış
ama ülkenin adını vermemiş.) Genç yaşında Avrupa’nın büyük kısmını
dolaşmıştı, Hindistan’da, İran’da, Türkiye’de, Japonya’da ve Çin’de
bulunduğunu iddia etmişti. Gezilerinin adını vermediği bir yazar
tarafından kaleme alındığını da söylüyordu. Ona inanmıyoruz ama
gerçekten bu ülkeler hakkında öyle detaylar anlatıyor ki, herkes
şaşırıyor. Onun güçlü ve etkili bir lider olduğuna inanılıyor. Çünkü,
birçok farklı örgüt kurmuş, Bouillon Dükü’ne Paris’te iki yüzü aşkın
insanın Dük’ün başkanlığında bir grupta toplanacağını söyledi. Paris’te
1785’te yapılacak Mason Konferansı’na da katılacağını söyledi. Ama bu
ölümünden bir yıl sonraydı ve Kont toplantıya geldi”

Garip güçlere sahipti...

Tüm
18 Yüzyıl boyunca St. Germain Kontu, Avrupa’da ve Doğu’da birçok ülkede
daima saraylarda ve kralların, imparatorların, sultanların çevresinde
görüldü. Büyük Çar Peter’ın hüküm sürdüğü zamanlarda Rusya’daydı ve
ismen sözü ediliyordu. 1737’den 1742’ye kadar İran Şahı’nın onur
konuğuydu. İran’dan Fransa’ya ve Calcutta’dan Roma’ya kadar her yerde
kraliyet çevresinde saygın biri olarak tanınıyordu. Walpole’nin ona
1745’te, Londra’da, Clive’nin ise ona 1756’da Hindistan’da
rastladığından bahsetmiştik. Madam D’Adhemar onun 1789’da Paris’te
olduğunu iddia ediyordu. Bu tarih onun öldüğü zannedilen tarihten 5 yıl
sonrasıydı. Bunlar yetmiyormuş gibi, bir çok insan Kont Saint Germain’i
19 ve 20. Yüzyıllar´da gördüğünü de belirtiyordu. Avrupa soylularının
çok yakından tanıdığı bir kişiydi ve çeşitli ülkelerdeki önemli
insanların arkadaşıydı. Büyük Frederick, Voltaire, Madam de Pompadour,
Jean Jacques Rousseau ve Chatham onun arkadaşlarıydılar. Hepsini şahsen
tanıyordu ve hepsi ondan söz ettiler ve adamın gizemini merak
ediyorlardı. Una Birch, St. Germain’in hayatını konu alan “19.
Yüzyıl”adlı kitabında şöyle diyor: “Londra’da bir Jacobite ajanı, St.
Petersburg’da bir suikastçı, Paris’te simyacı ve sanat eksperi,
Napoli’de bir Rus generali, Versailles’te müzisyen olarak karşımıza
çıkıyor. Bunların tümü Kont St. Germain´di, Büyük Frederick’in
Berlin’deki kütüphanesinden öğreniyoruz ki, İlluministlerle bağlantı
kurarak, Ren nehrine yakın yerlerde örgüt toplantıları yapıyordu.”
1757’de St. Germain, Paris’te görüldü ve daha sonra Kraliyet tarafından
kabul edildi. Birçok insan onun garip güçlere sahip olmasına ve durmadan
kılık değiştirmesine şaşırıyordu. Buttler, bu konuda şöyle yazıyor:
“Kont, parlak bir konuşmacı ve araştırmacıydı. Çok fazla seyahat etmiş,
çok okumuş, çok bilgili ve nezih biriydi. Mükemmel bir kişiliği vardı;
alaycı ve sofistike bir tarzı vardı; iyi bir üne ve güce sahipti ve
bunları kendine değer verilsin diye yapmıyordu. Üç yıl boyunca kendini
saklayarak entrikacılardan ve kıskançlıklardan korunmayı başardı.
Kurnazlığı ve Madam de Pompadour’un lütfuyla Kral´ın nezdinde itibarı
tamdı. Doğal etki gücüyle ve inandırıcıyla zaferler kazanıyordu. 15.
Louis’in kırılmış elmaslarından birini, bozmadan eskisinden üç kat daha
değerli bir elmasa dönüştürdü. St. Germain Kontu´nun bir büyücü olduğu
çok söylenir. Ama bu iddia asla kanıtlanamadı ve St. Germain’in
başarıları sır olarak kaldı, hala da öyle. 15. Louis zamanını özel bir
laboratuarda geçirerek St. Germain’in sırrını çözmeye çalıştığı
anlatılır. Birçok yeni buluşun ardında onun bulunduğu söyleniyordu, çok
büyük bir para gücüne her zaman sahipti, herkes işin içinde büyük
paralar döndüğünü biliyor ve ona hemen kanıyordu. Birçok mucit ve kaşifi
Chambord Sarayı´na atadı. Böylece Kraliyet´e gelir sağladı. Kral, ona
tapıyordu ama Kont St. Germain resmi bir kişiliğe asla sahip olmadı.
Saray çevreleri ondan nefret ediyorlar ama vazgeçemiyorlardı çünkü
muhakkak birinin bir derdine o çare bulmuştu veya buluyordu.


[Only Registered Users Can See Links]


Rus Devrimi´nin ardında o vardı!

St.
Germain Kontu bazen sarayda kralın özel işlerine bakan bir sırdaş veya
resmi daireleri yönlendiren bir fikir babası, bazen bir bilim adamı,
bazen de ebedi gençliğin sırlarını bilen bir büyücü ve politikayı
etkileyen bir filozoftu. Fransız kabinesinin birçok üyesi, St. Germain’e
devlet sorunlarını danışıyor ve tavsiyeler alıyordu. 1760´da Kont St.
Germain güvenirliğini kanıtlamış biri olarak, Fransa-İngiltere ile
ilişkilerini düzenliyordu. Kont´un bir diplomat ve üst düzey bürokat
olarak yetenekleri 15. Louis’i çok etkilemişti. Kral ona deneylerini
sürdürebilmesi için bir laboratuar ve Versailles’te bir oda verdi.
Böylece Kont St. Germain, günlerini Kraliyet Ailesi´yle birlikte
geçirmeye başladı. İngiltere ile savaş devam ederken barışı sağlamak
için St. Germain biçilmiş kaftandı. Gizli bir diplomatik görev için
Hague’ye gidebilir, İngiliz yetkililerle temasa geçip barışı
sağlayabilirdi. Ama birden işler tersine döndü; görevi, zamanın Dış
İlişkiler Bakanı Duc de Choiseul’e bildirmediği için ve Hauge’deki
Fransız konsolosuna böyle bir bilgi ulaşmadığından St. Germain oraya
gidip, Louis’in emirlerini bildirdiği zaman, yetkililer inanmayıp
tutuklama emri çıkardılar ve zayıf yaradılışlı kral buna boyun eğdi.
Fransız konsolosu D’Affrey, Kont St. Germain’in İngiltere’ye giriş
yapmasına ya da başka ülkelere iltica etmesine izin vermedi ama Kont
artık ortada yoktu. Yine Paris´de ortaya çıktı ama bu kez Saray´dan
uzaktı. Sonra Almanya´da görüldü, İngiltere işinde kıskançlıktan dolayı
başarılı olamamıştı ama 1761’de Almanya ve Avusturya arasında barışın
sağlanmasınta başarılı oldu. Hatta Rusya’da diplomatik başarılara imza
attı ve böylece 1764’de Çariçe Catherine’nin yakın çevresinde yer aldı.
Peki acaba düşmanları onun için ne diyordu? St. Germain Kontu, çok
eleştirildi. Örneğin, Danimarka’lı bürokrat Kont Charles Wernstedt şöyle
yazıyordu; “Burada kötü ünlü bir maceraperest var; adı Kont St.
Germain, gerçek bir şarlatan, bir aptal, bir geveze ve bir dolandırıcı,
yıllardır onu görmeye alıştık. Kralımız onu tüm kalbiyle onurlandırıyor.
Böylece gerçek kimliğini saklayabiliyor. Kim bu adam?" Fransız bilim
adamı Thiebault ise “Souvenirs” adlı kitabında Kont St. Germain’e daha
bir sempatiyle yaklaşıyor. “Kont St. Germain gelmiş geçmiş en akıllı
maceraperesttir. Yaptığı herşey onurludur ve her zaman dürüst olmuştur.”
Kont´a hayran olan asil Kauderbach, ilk kez 4 Nisan 1760’da Kont
Wackerbath’a şöyle diyordu: “St. Germain, bizlere öyle garip, öyle açık
saçık hikayeler anlattı ki, onları herşeyden önce iğrenerek dinlersiniz.
Ama etkileyici oldukları kesin. Bu adam 10 yaşındaki birini bile
kandıramazken bizleri nasıl kandırsın? Ve ona sabrının sonuna gelmiş bir
maceraperest olarak saygı duyuyorum, ama yine de sonu trajik bir
biçimde gelmezse şaşıracağım.” Danimarkalı bir politikacı olan Kont
Bernstorff ise 1779’da yazdığı özel mektubunda şöyle diyordu: “Ne
arkadaşıydım ne de ona hayrandım... Yargılarımı devreye soktum ama
itiraf etmeliyim ki, daima gizemli, mantıksız işler yapan, devamlı isim
değiştiren, bazen bir suçlu bazen de bir centilmen gibi davranan birine
güvenemiyorum.”

Dünyanın her yerinde ortaya çıktı...

Ve
büyük düşünür Voltaire biraz da alaylı bir şekilde arkadaşı Frederick’e
Kont St. Germain hakkında şöyle yazmış, “Herşeyi bilen ve hiç ölmeyen
biri.” Herhalde Frederick bu alaycı üslubu pek ciddiye almamıştı.
Dresden’deki Prusya büyük elçisi Alvensleben de, Frederick’e 25 Haziran
1777’de Kont St. Germain hakkında bir mektup yazıyordu; “Çok yetenekli
ve çok zeki biri, ama kesinlikle adalet duygusundan yoksun. Ününü, en
basit insanın bile yapabileceği dalkavuklukla kazanmış. Özellikle
hitabet yeteneğiyle güzel sözler duymaya hazır birisini kolayca
etkileyebilir. Tüm kişiliği, haddinden fazla kibirle örülmüş.
Hikayeleriyle toplumu uyarmaya ve bilgilendirmeye çalışıyor. Ama sıra
kendi fikirlerini empoze etmeye gelince güçsüzlüğü ortaya çıkıyor. Ama
asıl acı olan, onu yalanlayacak kimsenin olmaması.” Danimarkalı Amiral
Kont Danneskjold, Amsterdam’dan 27 Nisan 1760’da St. Germain’e bir
mektup yazmıştı; “Çok iyi biliyorum ki, Mösyö, dünyanın en iyi
yöneticisiniz.” Öylesine çelişkiler vardı ki, takdirler, övgüler bir
yanda, alay, küçümseme ve aşağılamalar öte yandaydı. Rusya Büyük Elçisi
Prens Golizyn 1 Nisan 1760’da Kauderback’a yazdığı mektupta şöyle bir
ifadeye yer veriyordu; “Ben de tıpkı sizin gibi onun bir aptal olduğunu
düşünüyorum.” Alman Bürokrat ve devlet adamı Bentinck von Rhoon ise, St.
Germain’i çok nazik ve başarılı bulurken beraberlikten zevk alıyordu.
Çünkü Rhoon´a göre Kont, gerçekten zeki ve birikimliydi ve birçok ülke
hakkında bilgi sahibiydi. Çok iyi bir eğitim almıştı, çok kibardı ve
insanlar hakkında verdiği kararlar çok doğruydu. Tarihçi Sypesteyn,
“Tarihsel Anılar” adlı kitabında St. Germain Kontu´ndan söz etmiş; “St.
Germain, gerçekten dikkat çekici biri. Tanındığı her yerde akılda kalıcı
bir etki bırakıyor. Gerçekten de asil ve iyi yanları çok. Hiçbir kötü
harekette ya da onursuz davranışta bulunmamış ve heryerde sempatiyle
karşılanıyor.” Edebiyatın ölümsüz ismi Çehov, “Maça Kraliçesi” adlı
yapıtında Saint Germain tarafından St Petersburg’da yazılmış bir büyü
kitabına gönderme yapıyor. 18 Yüzyıl başlarında Saint Germain Kontu´nun,
daha sonraları Rus Devrimi´nde büyük rol oynayan gizli direniş
gruplarını kurduğu belirtiliyor. Tıpkı Mason örgütlerinin Fransız ve
Amerikan devrimlerini etkilemesi gibi, bu örgütler de Rus Devrimi´nin
kaderini etkilemişti. Ondan söz edenler, tanıyanlar, sevenler,
sevmeyenler ama bunların tümü Kont St. Germain´ın kimliğini anlamaya
yine de yeterli olmuyor. Kontes D’Adhemar “Marie Antionette’in Anıları”
adlı kitabında Saint Germain’i tanımlıyor; “Herşey 1743 yılında çok
zengin ve inanılmaz mücevherlere sahip bir yabancının Versailles’e
geldiği dedikodusuyla başladı. Nereden geldiğini kimse bilmiyordu.
Görünüşü titiz ve şıktı. Elleri nazik ve zarif, ayakları biçimliydi.
Biçimli bacaklarını herzaman şık çoraplar süslüyordu. Giysileri daima
vücuduna oturuyor ve uyum gösteriyordu. Gülümserken dişlerinin
berraklığı ve pırıltısı dikkat çekiyordu, yanağında şirin bir gamze
vardı. Siyah saçları iyi kesimliydi. Ve o harika gözler... Hiç onunki
gibi gözlere rastlamamıştım... 45 yaşlarında gözüküyordu. Her zaman
Kraliyetin gözdesi oldu ve Kraliyetin ona karşı sınırsız hoşgörüsü
1768’de başlamıştı.”





[Only Registered Users Can See Links]


Ressam, müzisyen ve şair ama ne?

Kont
Saint Germain gününün önemli bilginlerinden biriydi. Tarihçilerin onu
gözardı etmesi bile halk arasında mitolojik bir figür haline gelmesini
engelleyemedi. Onun diller hakkındaki bilgisi hem modern dilleri hem de
eskileri kapsıyordu. Almanca, İngilizce, İtalyanca, Portekizce,
İspanyolca, Fransızca, Yunanca, Latince, Sanskritçe, Arapça ve Çince
konuşabiliyordu. Üstelik bu dilleri anadili gibi düzgün bir aksanla
konuşuyordu, çok iyi bir müzisyen, iyi bir kimyacı ve bir dahi olduğu
söyleniyordu. Fransa´nın tarihi simgesi Madam de Pompadour ise Saint
Germain’i şöyle övüyor: “Modern ve eski tüm dilleri harika konuşuyordu.
Harika bir belleği vardı, her alanda konuşmasını sağlayan etkileyici bir
bilgi birikimine sahipti, onu iyi bir konuşmacı yapan insanları tanıma
yeteneğiydi. Bazen krallar ve prensler hakkında hikayeler anlatırdı.
Öyle bir üslup kullanırdı ki, her detay bir illüzyon gibi gözünüzde
canlanır, gerçekmişçesine etkilerdi. Bütün dünyayı dolaşmıştı ve Kral
onun maceralarını dinlemeye bayılıyordu. Asya, Afrika hatta Rusya,
Türkiye ve Avusturalya hakkında öyküler anlatırdı. Üstelik tüm bunlar
Kralı ve dinleyenleri derinden etkilerdi.” İşin bir de İngiltere yönüne
bakalım; Saint Germain Kontu, bazen Francis Bacon olarak, Kraliçe
Elizabeth’in oğlu gibi, bazen de Kral James’in sağ kolu olarak çoğu
zamanını Kraliyetle birlikte geçirmişti. Shakespeare’in oyunlarındaki
gibi kılıktan kılığa girerek 18 Yüzyıl´ın Avrupa soylularını etkilemeyi
başardı. Belki de Bacon-Kont St. Germain-Shakeaspeare üçlemesi oydu.
Böylece kendini yormadan içinden gelen bir yetenekle önce Kralı etkiledi
sonrada tüm Avrupalı asillere kendini kabul ettirdi. Bunun asıl nedeni
iddia edildiği gibi Kraliyetin kanını taşıyor olması mıydı? Belki de,
Cooper Oakley’in biyografisinde Kont St. Germain’i tanımlarken
“Kralların Sırrı” tamlamasını kullanmasının nedeni buydu. Aşağıda St.
Germain’in görünüşü benzer ifadelerle açıklanıyor: St. Germain bir
medyum kadar hassas bir ruha ve kibar davranışlara sahipti. Görünüşü
güzeldi, cildi esmer, saçları siyahtı. Yüz hatları asildi, zekasını ve
dehasını gösteren bir ifadesi vardı. Sadece büyük ve önemli insanlara
özgü bir edası vardı, giysileri basit ama şıktı. Lüksü çok sayıda
elmaslardan ibaretti. Bunlar iyi gizlenmişlerdi fakat her parmağına
yüzük takardı. Saati elmaslarla çevriliydi. Bir akşam güzel ayakkabı
tokaları takmıştı. Değerli taş uzmanı von Contaut’un dediğine göre
tokaların üzerindeki taşların değeri 200.000 frank kadardı. Oakley
yazıyor; “Piyanoda her şarkıyı çalabilmesi bir yana, en zor konçertoları
bile değişik enstrümanlarla çalabiliyordu, özellikle yorumlarından
etkilenenler sayısızdı. İnanılmaz güzellikte yağlıboya resimler
yapıyordu. Resimlerini çekici kılan kendi keşfettiği bir boya türüydü ve
bu bir sırdı. Vanloo bu resimlerdeki renklerden çok etkilenmişti ve bir
çok kere bu sırrı onunla paylaşması için rica etmişti. Ama sır hiçbir
zaman açığa çıkmadı. Aslında mucizelerin kaynağı engin kimya ve fizik
bilgisiydi. Her zaman sağlıklıydı ve bunun nedeni gizemli bilgilerdi.
Üstelik bir insana nasip olabilecek yaşam süresinin çok üzerine çıkması
yine bu bilgilerin hikmetiydi."

Çaykovski bir hırsız mıydı?

Bu
nitelikleri Kont’u Madam de Gergy’nin gözdesi haline getirmişti. Daha
ilk günden başlayıp uzun yıllara yayılan ilgi Venedik’teki ilk
karşılaşmayla başladı. Madam de Gergy, uzun yıllar sonra bile 25 ‘inde
görünmesini sağlayan bir iksiri Saint Germain’den almıştı. Madam de
Gergy’nin inanılmaz gençliğine tanıklık edecek yaşıtı olan bir çok yaşlı
erkek vardı ve bu yaşlı centilmenler bu sırrı sorguluyorlardı ama asla
bir sonuç elde edemediler. Bir müzik kenti olan Paris´de o gerçekten bir
ustaydı. Versailles’te bulunduğu sırada kemanla birçok konserler verdi
ve bir keresinde bir senfoni orkestrasını yönetti. Eski bir İngiliz
şarkısı olan “Oh, Woulds Tough Know What Secret Charms”ın da içinde
olduğu besteleri yayınlandı. 1760’da yeni şarkılar besteledi ve 1780’de
keman için bir solo grubu oluşturdu. Eleştirmenler onu çalışkan ve
kabiliyetli bir sanatçı olarak tanılıyordu. Ayrıca konserleri ve
besteleriyle dikkatleri üzerine çekiyordu ve iyi bir nota müzisyeniydi.
Bir konser icracısının, alet çalmasını yalnızca Fransız bestecisi Rameau
övmüyordu, en inanılmazı da öldüğü zaman Çaykovski’nin kağıtları
arasında onun bestelerinin bulunmasıydı. Rusya’daki bu garip olayın bir
diğer yönü de, bir Rus bestecisinin onun bestelerini sahiplenmesiydi. Bu
olay şöyle anlatılıyor; “St. Germain Kontu, St Petersburg’da Kont
Rotari adlı bir ressamla yaşıyordu. Bu ressamın mükemmel portreleri
Peterhof Sarayı’nda sergilenmektedir. St. Germain, iyi bir keman
virtüözüydü, tek başına bir orkestra gibiydi. Rus besteci N. Pyliaeff
için besteler yapmıştı ve besteler Kontes Ostermann’a ithaf edilmişti.
Tarih yaklaşık 1760´idi. N. Pyliaeff bu besteleri nedense sahiplendi.
Eserlerin bazılarını satın aldı ve bir süre elinde tuttu. Daha sonra
onları ünlü bestekar Peter Çaykovski’ye hediye edermişcesine verdi.
Böylece bestekar öldüğünde besteler kağıtlarının içinde bulundu. Fakat
N. Pyliaeff, St. Germain’in bestelerindeki gizli düzenin kimse
tarafından taklit edilemeyeceğini düşünüyordu.” Kısacası Çaykovski´nin,
Kont St. Germain´ın bestelerini çaldığı resmen iddia ediliyordu. Daha
öte gariplikler de var; Kont St. Germain, aynı cümleyi aynı anda iki
eliyle de yazabiliyordu. Sonra bu iki nüshayı ışığa tutunca fotokopi
makinesinde çoğaltılmışa benziyordu. Bir okuyuşta bir metni
tekrarlayabiliyordu, beyninin iki yarısı, bağımsız olarak işlevlerini
yerine getiriyordu. Bunu kanıtlamak için ise sağ eliyle aşk mektubu sol
eliyle mistik bir şiir yazardı. Aynı anda da şarkı söylerdi. Yine J.
Cooper Oakley´e dönelim; “Bütün bu tuhaf anlaşılmazlar içinde 18.
Yüzyıl´ın en evrensel ve dikkat çekici mistik ismi Kont St. Germain’dir.
Arada bir romantik bir kahraman, belki bir şarlatan veya dolandırıcı ya
da bir maceraperestdi. Hep bu tür sıfatlarla değerlendirildi. Onu
değerlendirenler güçlü ve zengindiler, genelde nefret edilen ve
erkeklerin çok azının sevdiği, dönemi boyunca kendini saklayan biriydi.
Daha önceleri de, şimdi olduğu gibi, majisyenler ve simyacılar şarlatan
olarak değerlendirilmişlerdir ve çok az insan bu gizemin gücünü
farkedebilmiştir. Kralın arkadaşı ve sağ kolu olarak birçok insanı
kıskançlığa sürüklüyordu. Bilgileriyle “Batı’ya” yardım etmek istedi ve
birçok ulusu fırtına yüklü bulutlardan kurtardı. Eyvah! Ne yazık ki,
uyarı dolu sözlerini ancak sağır kulaklara ulaştırabildi ve tavsiyeleri
gerçekten dikkate alınmadı.”

"Gizli Kardeşlik" yine karşımızda;

St.
Germain’i takdir eden bir başka kadın da ünlü gizemci ve Teosofi
Örgütü´nün kurucusu Madame Blavatsky´idi. Blavatsky onu şu sözlerle
anlatıyor: “Eğer bir şarlatan olsaydı, uzun yıllar boyunca sayısız zeki
ve yetenekli devlet adamının ve asillerin takdirini kazanabilir miydi?”
Manly Hall’ın Gül-Haç´ı, simyayı, masonları ve diğer mistik bilimleri
anlatan, kapağında Prens Rakoczy’nin resmi olan kitabında şöyle yazıyor:
“Biri ona kendisiyle ilgili birşey sorduğunda babasının gizli bir
düşünce, annesinin ise gizem olduğunu söylüyordu. St. Germain Kontu,
Doğu konsantrasyonunun prensiplerini iyi bilen bir üstattı. Çok defa,
yoga yaparken görüldü. Himalaya’larda bir inziva köşesi vardı, burada
kendini dünyadan tamamen soyutluyordu. Bir iddiaya göre tam 85 yıl
Hindistan’da kaldıktan sonra Avrupa’da tekrar ortaya çıktığı
söyleniyordu. Sık sık kendinden yüce bir gücün kurallarına uyduğunu
tekrarlardı. Söylemediği şey ise, bu üstün gücün bir “Gizem Okulu”
olduğu ve onu gizli bir görev için Avrupa’ya gönderdiğiydi. Kont Saint
Germain ve Francis Bacon, “Gizli Kardeşlik” tarafından son bin yıldır
insan içine salıverilmiş iki önelmi isimdi. (Manly Hall burada bu iki
kişinin aslında aynı kişi olduğunu ve Francis Bacon’un esrarengiz
ölümünü ima ediyor. Edebiyat eserlerine konu olan, mistik hikayelere
karışan bir insan 1624’te öldükten sonra nasıl olur da mezarından
kaybolur? Bir kaç farklı kimliğe girerek, düşüncelerini felsefi,
dramatik, ve edebi yönden yaymak istiyor olabilir miydi?)

Binlerce yılın bilgisini taşıyor;

Kont
Saint Germain, Gnostikleri ve Gül-Haç´ın Fransız Devrimi´ni bile
etkileyen fikirlerini 18 Yüzyıl boyunca yaymaya çalıştı. Lord Bulwer
Lytton’un “Zazani” adlı romanının konusunun Count St Germain’in hayatı
ve yaptıkları olduğu iddia ediliyor. Masonik törenlerde ilk adımın
atılmasındaki önemli figürün ise Kont St. Germain olduğu artık
biliniyor. Butler’e göre, "Zazani" adlı kitap Madam Blavatsky’yi
etkilemiş ve sonradan başladığı dinbilimsel hareketin temelini
oluşturmuştur. Kitabın gerçek kahramanı, yazar Bulwer’in de yakından
tanıdığı, gençlik iksirini ve diğer simyasal gizemleri, otların gücünü,
Fransız ihtilalinin arkasındaki Rosucrician gizemini bilen Kont St
Germain’den başkası olabilir mi? Manly Hall, St Germain’in Francis
Bacon’la olan benzerliğini şöyle tanımlıyor: “Cahil ve amaçsız
ukalalığın arkasında net ve açık bir şekilde görülen şahsiyet Kont St
Germain´dir. Eski bilgeliğin efendisi, unutulmuş doğruların bilgesi,
merak edilen antik sanatların profesörü olan bu kişi, bir yandan da
modern dünyanın metafizik yanını ve geleneklerini, 50 yüzyıllık bir
çalışmanın ürünlerini Kont St Germain adıyla yaymaktadır. Binlerce kez
sorulan soru şudur; St Germain Kontu, doğa kanunlarına ait bu ilginç
bilgileri nerede saklıyor? Yüzyıllardır kendini nasıl yeniliyor? Nasıl
ölümsüz olabiliyor? Tüm insanlığı kaçınılmaz sona götüren sırrın çözümü
nedir? St Germain Kontu, Mısır ve Yunan´da yaşamış bir çok filozofun
kardeşi olarak onların temsilcisi ve sözcüsüdür. Bize birçok işaret
yolladı, aklıyla da birçok kişiyi şaşırttı. Bir adam ki, 2000 yıldır
skolastik mütevaziliği ile varoluyor.”

Modern bilimin babası,
deneysel felsefenin kurucusu insan aklını Aristo’nun arınmış skolastik
felsefesinden kurtaran kişi Francis Bacon’dur. İngiltere’deki yapay
ölümünden sonra Bacon Avrupa’da Masonların ve Rosicrucian’ların başı
olarak ortaya çıktı. 17. ve 18. Yüzyıl´da Avrupa’da, 19 Yüzyıl´da ise
Uzak Doğuda görüldü. İddilara ve bazı ciddi kanıtlara göre, Bacon ve St
Germain Kontu aynı kişiydiler ve uzun bir yaşamın iki bölümünü
oluşturdular. Görünüşünü ve statüsünü hiç değiştirmedi, hep aynı kaldı.
Bilinen üçyüz yıllık yaşamı boyunca iki kişiliğiyle de başarılı bir
tablo çizdi. Bütün bunlar bir efsaneden başka birşey değil mi? Yüzyıllar
içinde büyümüş ve gerçeklerin elbisesine bürünmüş bir masalı mı okuduk?
Ama kaynaklar çok sağlam, bu yazıda okuduklarınız bunların çok azı.
Kesin olan şey, Kont St. Germain´ın gerçekten yaşadığıdır ama
yüzyıllardır yaşıyor olabilir mi ve hala sağ mı? Öyleyse şu anda nerede?
Acaba Kont St. Germain, günümüzde bildik, tanıdık bir kişiliğe bürünmüş
olabilir mi? Bu soruların cevapları şimdilik yok, gelecekte belki
olabilir








Öyle bir yerin düşünü gördüm ki:
İnsanlar, sabah uyandıklarında hâlâ
hayatta olduklarını fark edip,
günaydın demeden önce birbirlerini
öpüyorlardı.





[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vampirediaries.forumandco.com
 

Ölmsüz kont Saint Germain

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti-
Buraya geçin: