AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Eyl. 23, 2014 10:00 am
Salı Şub. 07, 2012 8:34 am
Salı Eyl. 27, 2011 11:37 pm
Salı Eyl. 27, 2011 9:46 pm
C.tesi Tem. 16, 2011 3:49 pm
Ptsi Haz. 20, 2011 9:20 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:42 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:39 am
»XIX
C.tesi Mayıs 14, 2011 9:44 am
Cuma Mayıs 13, 2011 12:36 pm

Konu Başlığı
Yarasa Efsanelerinin Vampir İnancı İle İlişkisi
Konun Puanı
Nerdeyim?The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti
Gözle
Paylaş | 
 

 Yarasa Efsanelerinin Vampir İnancı İle İlişkisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
murat.qumus

avatar


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 199
Yaş Yaş : 28
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 24/01/11
Nerden Nerden : İstanbul

MesajKonu: Yarasa Efsanelerinin Vampir İnancı İle İlişkisi   Salı Şub. 08, 2011 1:42 pm

Yarasa Efsanelerinin Vampir İnancı İle İlişkisi

Aslında vampirlerin yarasalarla bir alakası yoktur. Efsanelerde bunu gösterir. Bu yeni çıkmış ve Amerikan ve Avrupa edebiyatı ve sinemasıyla yaratılmış bir şeydir.
Böyle hikayeler var ise de yeni çıkmıştır.
Asya ve Avrupa'da yaşayan yarasalar genelde ufak ve böcek yiyen türden yarasalardır. Kan emmezler. Ama kan içenleri de vardır ki bunlar Güney Amerika'da yaşarlar. Bu acaip hayvan hem ilk karşılarına çıktığı Avrupalıların inançlarını,hem de onlardan evvel Maya ve Azteklerin inançlarını büyük ölçüde etkilemiştir.Mesela Mayalar kan emen vampir tanrılara inanmış,Güneş ayinlerinde kurbanlarının kanlarını içen Aztekler Yarasa tanrılara tapınmış ve yarasa Azteklerin totemi olmuştur.Bunun dışında başka ilkellerde özellikle Afrika ve tropikal bölgedekiler de bu tip inançlar geliştirmiş,ölen düşmanın kanın içerek ölümsüzlüğe ve sihirli güçlere sahip olunacağına inanılmıştır.Yamyamlık (fr.Cannibalisme) inancı buradan türemiştir.
Peki Avrupa'da hiç bulunmamış olan bu hayvanlar ve kültler (keltler hariç zira onlarda öldürdükleri düşmanları yiyerek onların gücüne kavuşacaklarına inanırlarmış) nasıl olmuşta birden bire ortaya çıkmıştır. Bunun gene doğu ile alakası vardır uzaktan da olsa.
Şöyle ki 1400'lü ve 1500'lü yıllarda Avrupa'daki siyasi boşluğu fırsat bilen Osmanlılar, gün be gün Avrupa'da ilerlemektedir. Hatta 1453'te İstanbul'u alırlar. Daha sonrada kısa sürede tüm ticaret yollarını ele geçirirler.Bunlar İpek yolu ve Baharat yoludur.Kırım ve Kafkas seferleriyle Karadeniz ticaretine,Kuzey Afrika'nın fethiyle de Akdeniz ticaretine Türklerin ele geçirmesi batıyı ürkütmüş ve Hıristiyan Avrupa yeni ticaret yolları aramaya başlamış ve coğrafi keşifler bir diğer söylemle sömürgeleştirme seferleri başlamıştır.Eskiden kilise'nin ve din adamlarının baskısıyla ve bilgisizlik yüzünden köylerinden burnunun ucunu çıkaramayan Avrupalılar, Bizans’tan kaçan Rum bilginlerin,yeni çevrilen kitapların ve matbaa'nın sayesinde bilgilenmiş,gözünü açmış ve gemilere binerek daha önce hiç gitmedikleri diyarlara gitmişler ve buradaki harikalar karşısında hayrete düşmüşler ve yeni şeyler keşfetmişlerdir.Cristof Kolomb Antilleri, Ameriko Vespuçi Amerika'yı, Balboa Büyük Okyanusu, Macellan ve Del Cano dünyanın yuvarlaklığını, Vasko de Gama Ümit Burnu'nu keşfetmiştir.Bunların içerisinde İspanyollar atak davranmış ve keşfetmekle yetinmeyerek,kanlarındaki Vizigotluktan ötürü tıpkı ataları olan Vizigotların, gemilerle Kuzey Afrika ve İspanya'yı ele geçirmeleri gibi tekrar gemilere binmişler ve Cortez'in önderliğinde Güney Amerika'yı fethetmişlerdir.Cortez ve askerlerinin burada keşfettikleri tek şey Aztek altınları değilmiş.Bununla beraber,vampir yarasaları da keşfetmişlerdir ve hem Avrupa'nın inançları hem de Amerika'nın ekolojik
dengeleri alt üst olmuştur.
Çünkü vampir yarasalar canlı hayvanlardan emdikleri kanla beslenirlermiş.(Günde iki yemek kaşığı kadar) Ayrıca insanları ısırdıkları da olur ve ısırdıkları hayvan veya insan olsun onlara kuduz bulaştırırlarmış. Vampir yarasaların kan emdikleri genelde o bölgenin vahşi hayvanları olduklarından avlandıkları da olurmuş. Bu onlar için zor bir durummuş ama açlık dürtüsüymüş söz konusu olan. Bir yandan da ekolojik denge sağlanıyor, Vampir yarasalar insanlara zarar verebilecek kadar ve doğanın dengesini bozabilecek kadar fazlalaşmıyormuş.
Taki Latin Amerika'ya kurulan göçmen kolonileri zamanına kadar.
Çünkü o güne dek vahşi hayvanlardan muzdarip olan yarasalar, Avrupalıların getirdiği evcil kümes hayvanlarına musallat olmuşlar ve ekolojik denge bozulmuş. Böylece vampir yarasalar öyle çoğalmışlar ki sonunda hem hayvanların hem de insanların başına bela olmuşlardır. Göçmenler Avrupa'ya döndüklerinde bu gerçek kan içme hikayeleriyle 1730'ların Avrupa'sı çalkalanmıştır. Rönesans ve Reform ile batıl itikadı reddeden akılcı batılılar, bu kez bu olaylar karşısında şüpheye düşerken kimileri akılcılığı sürdürmüş,kimileride buna inanıp yeni efsanelerin türememesine sebep olmuşlardır. Bunların arasında gotik edebiyat yazarlarını da sayabiliriz. Yani ufacık bir hareket bir anda Avrupa'nın inanç yapısını ve Amerika'nın ekolojik dengesini altüst etmiştir.O zamana dek vampir efsaneleri bir anda ortaya Rönesans’ın akılcılığını ve Ortaçağın dogmatikliğini bir arada tutan çelişkili bir Avrupa kültürü yaratmıştır.Bu olay günümüze dek uzamıştır.Yani sizin anlayacağınız bugün Romanya'da ölen birinin vampir sayılıp yakılması,Fransa'da bir rahibin büyücülüğü özendiriyor diye Harry Potter kitaplarını yakması,inanç ve maneviyat boşluğunu neo-paganizm yoluna saparak atalarının izinden "gerileyen" Avrupa'nın bu halinin sorumlusu Cortez ve İspanyol askerleridir!








Öyle bir yerin düşünü gördüm ki:
İnsanlar, sabah uyandıklarında hâlâ
hayatta olduklarını fark edip,
günaydın demeden önce birbirlerini
öpüyorlardı.





[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vampirediaries.forumandco.com
 

Yarasa Efsanelerinin Vampir İnancı İle İlişkisi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti-
Buraya geçin: