AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
KonuYazanGönderme Tarihi
Salı Eyl. 23, 2014 10:00 am
Salı Şub. 07, 2012 8:34 am
Salı Eyl. 27, 2011 11:37 pm
Salı Eyl. 27, 2011 9:46 pm
C.tesi Tem. 16, 2011 3:49 pm
Ptsi Haz. 20, 2011 9:20 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:42 am
»XIX
Çarş. Mayıs 18, 2011 8:39 am
»XIX
C.tesi Mayıs 14, 2011 9:44 am
Cuma Mayıs 13, 2011 12:36 pm

Konu Başlığı
Vampirizm'in Temeline Dayanan Caine'in Hikayesi
Konun Puanı
Nerdeyim?The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti
Gözle
Paylaş | 
 

 Vampirizm'in Temeline Dayanan Caine'in Hikayesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
murat.qumus

avatar


Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 199
Yaş Yaş : 28
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 24/01/11
Nerden Nerden : İstanbul

MesajKonu: Vampirizm'in Temeline Dayanan Caine'in Hikayesi   Salı Şub. 08, 2011 1:35 pm

Vampirizm'in Temeline Dayanan Caine'in Hikayesi

Bundan
yüzyıllar önce, yapraklardaki sakin rüzgar dokunuşu ve kuş
cıvıltılarıyla dolu dünyanın sessizliği bir ışıkla bozuldu; bu ışık,
barış rüzgarlarını dindirip dünyanın tüm benliğini sömürecek olan
olgunun, insanlığın ilk hüzmesiydi. Adem ve Havva adındaki fırtına
öncesi sessizliğin ilk fısıltısı, sonraları evlenecek ve 3 tane de
oğulları olacaktı; Caine, Abel ve Seth. İlk doğan Caine, bitkileri
yetiştirdi. Onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. İkinci doğan Abel
hayvanlara baktı. Onları besledi ve büyüttü.

Bir gün babaları
Adem, iki oğluna keskin bir ses tonuyla; "Caine ve Abel, yukarıdaki için
bir kurban getirin. Getirin ki yaratıcınıza olan minnetiniz bilinsin."
dedi. Caine, yukarıdaki için en tatlı meyvelerini, en olgun bitkilerini
getirdi. Abel ise en genç, en güçlü hayvanını kurban etti.

İki
kardeş de kurbanlarını Adem'in ocağına koydular ve ateşe verdiler. Duman
onları yavaşça yukarı doğru götürdü. Abel'in kurbanı tatlı bir koku
yayıp kabul edilirken, Caine'inki kabul edilmedi ve Caine sert bir
şekilde azarlandı.

İlk doğan (Caine) ağlamaya başladı, gece gündüz yukarıdakine dua etti.

Gel
zaman git zaman, Adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. Abel
yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. Caine ise eli boş
geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu. "Caine, neden bir
kurban getirmedin?" diye sordu Abel. İlk doğan, gözleri yaşlı bir
şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti; hayatta en
çok sevdiği şeyi.

Bu olayın ardından yukarıdaki onu cennetten attı, ve Nod denilen bir yere sürgün etti.

Caine
karanlıkta yalnız kalmıştı. Açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... Karanlığın
içinden tatlı bir ses geldi. Siyahlar içinde bir kadın Caine'e doğru
yaklaştı:

"Hikayeni biliyorum, Nod'lu Caine. Açsın, bende yemek
var. Üşüyorsun, bende kıyafetler var. Üzgünsün, bende rahatlık var".
Şaşırmış olan Caine:

"Benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? Neden giydiresin? Neden besleyesin?" dedi, ve alacağı cevapla daha da şaşıracaktı:

"Ben
senin babanın ilk karısıyım. Yukarıdakine karşı geldim ve özgürlüğü
karanlıklarda buldum. Ben Lilith'im. Bir zamanlar ben de üşüyordum.
Benim için sıcaklık yoktu. Bir zamanlar ben de açtım, benim için yemek
yoktu. Bir zamanlar ben de üzgündüm, benim için rahatlık yoktu."

Lilith Caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. Caine onun evinde bir süre kaldı, ve bir gün ona sordu:
"Sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? Nasıl kıyafetler yarattın? Yiyeceklerini nasıl yetiştirdin?"

Lilith
gülümsedi ve cevap verdi: "Ben uyandım. Bu sayede istediğim gücü
yaratıyorum". Gözleri parıldayan Caine: "Beni de uyandır Lilith, benim
de güce ihtiyacım var. Ben de kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi
yaratmalıyım."

"Uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. Sen
baban tarafından lanetlendin. Ölebilirsin, sonsuza kadar
değişebilirsin." İçini kemiren heyecanla Caine:

"Güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? Sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam."

Lilith
Caine'i seviyordu. Sonuçlarından emin olmadığı için istemese de Caine'e
olan sevgisi, içinden gelen sesin önüne geçti ve onu uyandırdı.
Bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve Caine'e içirdi. Caine Abyss'e
düştü, o kadar uzun süre düştü ki bu ona sonsuzluk gibi geldi. Gözlerini
açtığında karanlık bir yerdeydi.

Karanlığın içinde Caine parlak
bir ışık gördü. Gecede parlayan ateş, Michael, Kutsal Ateşin koruyucusu
ona gelmişti, ve şöyle dedi. "Adem ve Havva'nın oğlu, suçun büyük ama
babamın bağışlayıcılığı daha büyük. O seni affetti."

Kızgın ve
kırgın Caine cevap verdi: "yukarıdakinin acımasıyla değil ancak kendi
vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim." Reddetmişti. Ve Michael ona ilk
lanetini verdi:

"Bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. Ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek."

O
gecenin sabahında, ufuktan Raphael, güneşin koruyucusu göründü. Caine'e
şöyle dedi: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, kardeşin Abel cennetten
senin günahlarını affetti. Tanrı'nın bağışlamasını kabul etmeyecek
misin?"

Caine cevap verdi: "Abel'ın bağışlaması bir şey ifade
etmez. Ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım",
ve reddetti. Onun için değişen pek olmamıştı, bir şey dışında; Raphael
ona ikinci lanetini vermişti:

"Bu diyarda gezdiğin sürece sen ve
çocukların gün doğuşundan korkacak. Güneşin ışınları sizi ateş gibi
yakacak. Şimdi git ve karanlık bir yere saklan, saklan ki güneşin
gazabını hissetme!"

İçini hırs bürüyen Caine kaçtı, kaçtı... ve
karanlık bir mağaraya saklanarak derin bir uykuya daldı. Uyandığında
ölüm meleği Uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. Caine'e doğru
eğilerek kulağına fısıldadı: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, Tanrı senin
bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.."

Büyük
bir fırsat gibi görünen bu teklife kırgınlığı dinmeyen Caine cevap
verdi: "Tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım.
Ben benim. Yaptıklarımı yaptım. Bu asla değişmeyecek".

Ve Tanrının kendisi, Uriel'ın ağzından Caine'e son ve en büyük lanetini verdi:

"Sen
ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karanlığa tutunacaklar.
Sadece kan içecekler. Sadece kül yiyecekler. Bir ölü gibi yaşayacaklar,
fakat ölmeyecekler. Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"

Bu lanetle Caine acı bir çığlık attı, gözlerinden kan geliyordu. Kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.

Kafasını
kaldırdığında Gabriel karşısında duruyordu. Fırtına sonrası
sessizliğinin verdiği yankıyla: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu; babamın
bağışlayıcılığı sandığından çok daha büyük. Şimdi bile affedilmeye bir
yol açıldı. Bu yola "Golconda" diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset,
çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz."

İlk vampir Caine'in alti kurali:
1. Gizlilik : Gercek yuzunu kandan olmayanlara gostermeyeceksin. Bu senin kan uzerindeki hakkindan vazgecmen demektir.
2.
Bölge : Senin bolgen senin meselendir. Digerleri senin bolgende sana
saygi gostermelidirler. Kimse senin bolgende sana karşi gelemez.
3.
Nesil : Başka birini ancak yaşlilarin onayiyla yaratabilirsin. Eger izin
almadan başkasini yaratirsan, yarattigin seninle birlikte oldurulur.
4.
Sorumluluk : Yarattigin senin kendi cocugundur. Onu serbest birakana
dek sen yonetmelisin. Onun gunahlari senden sorulacaktir.
5.
Konukseverlik : Bir başkasinin bolgesine saygi goster. Yabanci bir şehre
gidersen kendini yoneticisine tanit. Onun onayi olmadan sen hicsin.
6.
Yoketme : Kendi kanindan birini yok etmeyeceksin. Yok etme hakki ancak
yaşlilara aittir. Yalnizca en yaşli olan kan avi icin onay verebilir.








Öyle bir yerin düşünü gördüm ki:
İnsanlar, sabah uyandıklarında hâlâ
hayatta olduklarını fark edip,
günaydın demeden önce birbirlerini
öpüyorlardı.





[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vampirediaries.forumandco.com
 

Vampirizm'in Temeline Dayanan Caine'in Hikayesi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Vampire Diaries Tr :: Vampirizm :: Vampir Miti-
Buraya geçin: